halbukidergisi

      Bir süredir hayatımızı tamamen değiştiren Koronavirüs salgınından sonra “Sırada ne var? Uzaylı istilası mı?” şakaları yapılıyordu. ‘’İstila’’ kelimesi doğru, yalnızca özne farklı. İstila eden bizleriz. Kurbanımız da doğa. Bundan çok kısa bir süre önce hayvan deneylerini konuşuyorduk, şuan ise adı artık “ölü” olarak anılan bir denizi. Son kurbanımız: Marmara Denizi. 1989 yılından beri ölü olan deniz. İçine hem Karadeniz’in sularını sığdırmış hem Akdeniz’in. Ama biz kendi yaşamlarımız dışında hiçbir yaşamı sığdıramamışız koskoca dünyaya.

       “Yeni” sorunumuz Marmara Denizi’ndeki korkutucu boyutlara ulaşan deniz salyası. Belki de parayı görünce gıcırdayan dişlerin arasından sızan salyalardır. Birçok canlının ölümüne sebep olan salyalar. Bilemiyorum.

       Marmara Denizi’nde müsilaj salınımı korkutucu bir boyuta ulaştı. “Nedir bu müsilaj?” diyecek olursanız kısaca mikro alglerin aşırı çoğalması sonucu, ortamda oluşan bazı şartlara tepki olarak bıraktıkları salgıya müsilaj denir. “Peki, bir anda nereden çıktı?” derseniz bir anda çıkmadı. Denizin altında yaşayan canlılar ve bazı mikroorganizmalar bu salgıyı sürekli üretiyor. Ancak bazı dönemlerde bu salınım artış gösteriyor. 2007 yılında Marmara Denizi’nde zirvesini görmüştü. Bugün ise 2007 yılında çok daha fazla bir artış söz konusu. Uzmanların “Asıl tehlike denizin altında. Bu yalnızca buz dağının görünen kısmı. Müsilaj 20 metre derinliklere kadar iniyor ancak yüzeyi kaplayıp ışığı emiyor bu yüzden fenerlere rağmen biz 12 metreye kadar dalabildik,” diyeceği kadar büyük bir artış. Bu salgılar denizin yüzeyindeki balık yumurtalarını, diplerde yaşayan midye, istiridye gibi canlıları kaplayarak büyümelerine, sudaki oksijeni emmelerine engel oluyor. Beraberinde ise toplu ölümlere, canlı çeşitliliğinin azalmasına sebep olacağı söyleniyor. Müsilajın artışında en büyük sebep olarak da arıtılmadan denize atılan atıkların artışları gösteriliyor. Haberleri açtığınızda doğal olmayan yollardan doğaya getirilen felaketler, savaşlar, katledilen masum insanlar ve hayvanlar, pandemi, ekonomik krizler çıkıyor karşımıza. Dünyadaki gelişmeleri gördükçe şu iki cümle geçiyor aklımdan yalnızca: “Her şeyi öğrendik, insanca yaşamak dışında.”

Duygu Çelik

7 Haziran 2021

Ölü Deniz

      Bir süredir hayatımızı tamamen değiştiren Koronavirüs salgınından sonra “Sırada ne var? Uzaylı istilası mı?” şakaları yapılıyordu. ‘’İstila’’ kelimesi doğru, yalnızca özne farklı. İstila […]
30 Mayıs 2021

Edip Cansever ve Şiir | Hâlbuki Podcast Serisi Bölüm 1

“Benim bütün yaşamımda hep karanfiller olmuşturHer zaman hatırlarımSanki bir karanfilden sürekli doğmuşumdur” der.Edip Cansever yeniden şekillendirdi karanfili hayatın gerçekliği ile kendi gerçekliğini araya getirmesi ile biz […]
24 Mayıs 2021

Tanrın İle Yalnızlığa

yağmurların çeperleri kanla dolmuştu gece bilmeceler soruyordu tanrı büyük oğluna ateş derinden konuşuyordu toprağı yakmak içinseçin insanlığın yalnızlığını serkeşliğin altında ve çaresiz büyümek isyan etmek gibi […]
24 Mayıs 2021

Tadına Baktım Acımı Öptüm

                               John Magne Lisondra çizimlerinden esinlenerek yapılmıştır. Ben bir kaplumbağaydım, Ağır aksak […]