Tanpınar’ın Zamanı

(İsimsiz)
1 Kasım 2021

Tanpınar’ın Zamanı

“Zaman herkes için aynı hızda olamaz,” der Einstein. Tanpınar’ın roman karakterleri için de zaman birbirinden farklı hızlardadır. Gelin Tanpınar için “Ne içindeyim, ne büsbütün dışında” dediği zaman ne imiş kısaca göz atalım. Tanpınar’ın zamana olan yaklaşımı yaşadığı dönemdeki medeniyet krizinden kaynaklanır. Çocukluktan yetişkinliğe geçtiği dönem Tanzimat ile Cumhuriyet devri arasındaki zorlu döneme denk gelir. Bu iki dönem onun kişiliğini de etkilemiş ve romanlarında yabancılaşmaya gitmiştir. Roman karakterlerine söylettiği “Zaten az çok bunu kendisi de itiraf ediyordu: ‘Bana benzemeyin,’ diyordu. ‘Ben iki yol arasında kalmış bir insanım,” sözleri ile adeta kendisini anlatır.

Tanpınar’daki zaman kavramının oluşmasında hocası Yahya Kemal’in de etkisi olmuştur. Yahya Kemal’e göre zaman bir bütündür. Geçmişten gelip bugünle birleşerek yarını oluşturur. Tanpınar’ın zaman için “yekpâre geniş bir an” ve “parçalanamaz bir bütün” olarak yaptığı tanımla hocasının etkisini açıkça görebiliriz.

Romanlarında aktüel zaman sürekli geriye dönüşlerle bölünür. Zamanı mazi, rüya ve musiki ile çağrıştırır. Tanpınar’ın eserlerindeki kahramanlar hayatın içinde kaybolmuş, kendilerini bulmalarını sağlayacak küçük şeyler arayan silik kişilerdir. Bu sebeple nesnel zamanda akıp giden günler yerini psikolojik zamana ve bu zamanda geçen rüyalara, hayallere, hatıralara bırakır. Saatleri ayarlama Enstitüsü’ndeki kahraman Hayri İrdal için zaman, yaşamla kurduğu ender zamanlardan biridir. Mahur Beste, Behçet Bey’in gördüğü rüyadan uyanmasıyla başlar. Bu eserde zaman eşyalar ile bütünleşmiştir. Kahraman, akıp giden zamanı geri döndürme çaresini rüyalarda, saatlerde, kitaplarda bulur. Musiki de rüya gibi Tanpınar’ın romanlarında kişiyi akıp giden zamanın yerine yaşanmış anlara götürür. Huzur romanında Mümtaz’ın duyduğu şarkılar onu büyük aşkı Nuran’la yaşadığı güzel anlara götürür. Çünkü Tanpınar’a göre aşk, insanın zamanın farkına varmasını sağlayan bir unsurdur. Âşık olursa hayatındaki diğer öğeler gibi zaman da farklı işler. Huzur romanında da bunun etkileri görülür. Roman yirmi dört saatte geçer ancak bilinç akışı tekniğiyle birkaç yıl öncesine kadar gidilir. Kurtuluş Savaşı döneminde geçen Sahnenin Dışındakiler romanında Cemal için ise esas zaman tarihsel zamandır. Saatleri Ayarlama Enstitüsü zamanını şaşırmış bir cemiyetin eleştirisidir. Bunda Cumhuriyet döneminde art arda yapılan inkılapların etkisi vardır. Yapılan inkılaplar hep toplumsal hayatın önündedir. Böyle bir cemiyetin hayatında kimsenin zamanı birbirini tutmaz. “Bütün mesele şuradan geliyor: Kendinizi zamanınızdan üstün görüyorsunuz… Entelektüel gururu. Ben bütün hakikatleri bilirim, demek istiyorsunuz! Hayır, azizim, öyle bir şey olamaz. Bir insan bütün hakikatleri bilmez, bilemez…” der Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde.

Tanpınar’ın eserlerinde zamanın ötesine de rastlanır öncesine de. “İnsan zaman selinde kaybolmaya mahkûmdur ama aklı bu sonsuzlukta bir yıldız gibi parlayacaktır,” diyen Tanpınar, iyi ki yıldızın rast geldi yıldızımıza. Teşekkürlerimi iletiyorum, dokunduğun bütün sahnenin dışındaki ruhlar adına…

Duygu Çelik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir