Denizdeki Öptüğüm Balık

Tüm Kadınlar Adına
26 Nisan 2021
Geleceğin Gölgesi
11 Mayıs 2021

Denizdeki Öptüğüm Balık

       Evinizi düşünün. Sonra da oradan zorla koparıldığınızı. Sevdiğiniz, benimsediğiniz, ait hissettiğiniz herkesten ve her şeyden uzaklaştırılıyorsunuz. Ve bir yere kapatılıyorsunuz. Çok korkunç bir senaryo değil mi?

       Bir süredir ‘’Save Ralph’’ adlı kısa filmi her yerde görüyoruz. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin etkilerinin yalnızca bir kısmı. Hepimiz üzüldük izleyince, kötü hissettik kendimizi. Peki, üzerine ne kadar düşündük? Hayvanlar için küçük de olsa bir fark yaratmak adına ne yaptık? Bu kısa filmin gündeme düşmesinin ardından birkaç olumlu gelişme oldu neyse ki. Meksika’da toplanan imzaların ardından hayvanlar üzerinde deney yapılmasının yasaklanması söz konusu. Umudum bu gelişmelerin devamının gelmesi yönünde. Gelsin ki sadece Ralph’ı değil hepsini kurtarabilelim. Gelin biraz daha yakından bakalım insanoğlunun acımasızlığına.

       Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler M.Ö. 400’lü yıllara dayanıyor. ‘’O zamanlar bilim ilerlememişti, insanlar deneylerde mecburen hayvanları kullanıyordu,’’ diyenleriniz olabilir. Peki, bu kişilerin 21. yüzyılda yaşananlar için açıklaması nedir? Bilim hâlâ yeterince ilerlemedi mi? Bir yılda sadece İngiltere’de dört milyon hayvan deneylerde kullanılıyor. Sonrasında durumları kötüleşirse öldürülüyorlar, en iyi ihtimalle de başka deneylerde kullanılmaya devam ediyorlar. Türkiye’de de durum daha iyi sayılmaz. Yılda yaklaşık 266.000 hayvan deneyler için tutuluyor. Sonrasında da uyutuluyorlar. Vicdan rahatlatmak adına ‘’Öldürülüyor!’’ denilmiyor. Sanki kelimenin değişmesi olanları değiştirecekmiş gibi. Peki, tüm bunlar ne için yaşanıyor? Daha güzel kokmamız, daha güzel gülmemiz, daha güzel gözükmemiz için mi? ‘’Daha’’sı için diğer canlıları yok sayıyoruz. Böyle söyleyince insanın ‘’Daha neler!’’ diyesi geliyor değil mi? Doğru. Daha neler neler! Hamile bir kadın alıkonup radyasyona maruz edilip tutuşsa, etkisinin neler olacağı bilinmeyen yemekler yedirilse, gözlerine ve kulaklarına ilaçlar enjekte edilse hepimiz tepki gösteririz değil mi? Aynı şeyin hamile bir hayvan üzerinde yapılmasının ne farkı var peki? Sait Faik’in satırları anlatmak istediğim her şeyi özetliyor;

Yakaladığı balık pek küçük olunca onu öper ve tekrar denize atar. Yanındaki balıkçı şaşırır:
‘’Ne yapıyorsun? Balık öpülür mü hiç?’’
‘’Olsun. Bu denizde benim öptüğüm bir balık yaşıyor artık. Küçük değişimlerle bütün hayvanları kurtaramayız belki. Ama denizde bizim öptüğümüz bir balık dolaşıyor olur. Az mı?’’

Duygu Çelik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir