Son Roman

Gelip De Portakal Çiçeğim Olmaya Ne Hakkın Var
31 Ocak 2021
Mihriban
14 Şubat 2021

Son Roman

       Gözümü açıp saate baktığımda üç buçuktu. Yalnız yaşayan bir kadın olduğum için mutfaktan gelen daktilo seslerinden endişelendim. Önce hiç duymamış gibi davranıp uyumaya devam etmek istedim fakat sesler gelmeye devam edince yerimde daha fazla duramadım ve mutfağa gittim. Garip, uyurken asla lambaları açık bırakmam ama mutfağın lambası yanıyordu. Kapıyı açıp içeri girmeye çok korkuyordum ama içimdeki ses kapıyı açmamı söylüyordu. Daha sonra kapıyı açtım ve gördüklerim karşısında nutkum tutulmuş vaziyette kapı eşiğinde kalakaldım. Burnuma aniden sigara ve kahve kokusu geldi. Ayrıca masada saçı başı darmadağın olmuş bir kadın oturuyordu. Şaşkınlıktan dilimi yutmak üzereydim çünkü masada oturan, saçı başı dağılmış olan kadın bendim. Kendi mutfağımda kendimi görüyordum. Birkaç kez seslenmeme rağmen beni duymadı ve bir şeyler yazmaya çalışıyordu. Başaramadıkça kâğıdı buruşturup yeni bir kâğıda geçiyordu. Bundan olsa gerek, yerler buruşturulmuş kâğıtlarla doluydu. Ben sadece olanları izliyor ve tepkisiz kalıyordum. O sırada masadaki kadın -yani ben- yerinden kalktı ve bir fincan kahve alıp içmeye başladı. Bir yandan da tekrar yazmaya çalıştı fakat başaramadı. Başaramayınca bir sigara yaktı ve kahveyle birlikte içti. Sonra birden hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı ve ben sadece olanları izliyordum. Kadının karşısındaki sandalyeye oturdum, daha yakından görebilmek için. Kadın yazabilmek için üstün bir çaba sarf ediyor fakat başaramıyordu. Ne yazmaya çalıştığını merak edip masanın üzerindeki kâğıtların hepsini aldım okumaya başladım. Olaylar daha da karmaşık bir hâl almaya başladı. Sebebi şu ki, elimdeki kâğıtlar son romanımın taslaklarıydı. Masada oturan diğer ben de bu romana bir son yazmaya çalışıyordu saatlerdir. Kalkıp bir fincan kahve de ben aldım kendime, kendimle kahve içtim o gece. Şaşkınlığım yerini çok anlamsız bir keyfe bıraktı. Gözümü kırpmadan kendimi izlemeye devam ettim, acaba yazabilecek miydim romanın sonunu diye. Saniyeler dakikaları, dakikalar saatleri kovaladı. Ve daha fazla dayanamayıp uyuyakaldım mutfakta. Sabahın ilk ışıklarıyla gözlerim açıldı. Kendimi savaştan çıkmış gibi yorgun hissediyordum. Yavaş yavaş, dün geceyi anımsadım. Tezgâhın üzeri kahve fincanlarıyla, kül tablası sigara izmaritleriyle ve yerler buruşturulmuş A4 kâğıtlarıyla doluydu. Anlaşılan, dün gece romanımın sonunu yazabilmek için hayli uğraşmışım. Tam o sırada daktilonun üzerindeki kâğıtlar dikkatimi çekti ve okumak için uzanıp aldım. Dün gece romanımın sonunu yazıp, bitirmiş olduğumu fark ettim. Dün geceyi bir kez daha anımsadım, kendimle kahve içip bir nevi kendimle yüzleşmemi. Daha sonra bir fincan kahveyle birlikte roman taslaklarının hepsini alıp oturma odasına geçtim. Bir yudum kahve içip, okumaya başladım. Roman şöyle başlıyordu; ‘’Gözümü açıp saate baktığımda üç buçuktu. Yalnız yaşayan bir kadın olduğum için mutfaktan gelen daktilo seslerinden endişelendim…’’

Zehra Çelik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir